Fotoğraf

2014-04-23 13:05:00
Fotoğraf |  görsel 1

Devamı

2012-12-17 23:42:00

http://www.antoloji.com/siir/sair/sair.asp?sair=53794 Devamı

YALNIZ KUŞ

2012-12-04 01:37:00

SENİN GÖKYÜZÜNDE BENİM YERİM YOKTU.... ...Kaynak : pinarimcim.blogcu.com Devamı

Fotoğraf

2012-12-04 01:33:00
Fotoğraf |  görsel 1

Devamı

Fotoğraf

2012-12-04 01:02:00
Fotoğraf |  görsel 1

İnsan zekasıyla değil kalbiyle uçmayı öğrenebilir diye geçiyor aklımdan...  Tarık Tufan Devamı

KENDİMİ ,KENDİME KATTIM...

2012-09-07 23:19:00
KENDİMİ ,KENDİME KATTIM... |  görsel 1

  Kendimi, Kendime Kattım... Kendime ayırmak istedim pazar günlerini… Bırakıyorum günü kendi haline, Yalın, sessiz…   Gitmek isteyenler, gitsinler… Özgür kalıyor içimdeki kuş, Penceremden uçurdum mavi gökyüzüne, Hep bekleyişte olacak yüreğim, Ummadığım anda gelecek, Beklediğim… İçimdeki sevgi sahipsizliğinde, Kaybolurken… Kendime ayırmak istedim pazar günlerini… Bırakıyorum günü kendi haline, Yalın, sessiz… Dönülmez yollarda yürüdüm, Ulaşmak için ufkun bitimine, koştum… Kalp çarpıntılarında… Yine dönüp kendime geldim... Yalnızlığıma… Kendimi, kendime kattım Yalnızlığım ile kalmayı, Bilsin istedim… 26.07.2009 İstanbul Neriman Mert   http://www.antoloji.com/neriman_mert ... Devamı

Kalp sevmedikçe, El dokunmuş neylesin?

2011-09-13 01:21:00

Körlük gözde kalsın, Sağırlık kulakta, Dermansızlık dizde kalsın, Sükûnet dudakta. Lakin yürek sağırlaşmasın, Körleşmesin, dermansız kalmasın ki; Seni görsün, Seni duysun, Sana koşsun çatlarcasına. Yürekte yaşanmazsa, Göz görüneni neylesin? Gönül hissetmezse, Kulak duymş neylesin? Kalp sevmedikçe, El dokunmuş neylesin?   Devamı

Orada Alucra Köylerinde Bir Okul Var...

2011-09-13 00:59:00

Bunca yıl en çok onu görmek istedim. Bir büyüğü arayıp sormayışın mahcubiyetine benzer hisle, yapraklar arasından süzülen huzmeler altındaki kırık merdivenlere oturdum. Bayramlarda, sene sonlarında topluca fotoğraf çektirilen basamaklarda yalnızdım şimdi. Bildiğim, fakat görmekten çekindiğim bu manzara karşısında, yıllardır içimde uzaklığın beslediği yeşil sarmaşık birden soldu sanki.     Meğer koşmaktan soluksuz kaldığım bu bahçe ne kadar da küçükmüş. Ayrık otlarla dolmuş. Çözünürlüğü düşük dijital fotoğraflar gibi büyüdükçe, gövdelerindeki isimleri dağılmış şu neşesiz ağaçlardan bir zamanlar düşler yağardı bahçedeki çocukların üstüne. Hafızam seslerle doldu: zil ve çocuk sesleri… Cıvıl cıvıl siyah ve beyaz: önlük ve yaka, tebeşir ve tahta, kalem ve sayfa… Zil çalıyor, çocuklar dağılıyor bahçeye. Teneffüsler uzuyor, oyunlar oynanıyor: mendil kapmaca, yakan top, bezirgânbaşı, körebe… Yine bir zil, bütün oyunları kaldığı yerden başlamak üzere erteliyor sonraki teneffüse. Artık o, bu seslerden uzakta, yıkanmış, duru, eski eylül sabahlarının düşleri içinde. Kırlangıçların terk ettiği yuvalar gibi boş, hüzünlü ve dağınık. İlk korkum, ilk tanışmam, ilk utanmam… Sevincim, umudum, hayalim… İlk ağrım, ilk ayrılığım, ilkokulum! Yüzünde ayrılığın derin çizgileri… Birileri badanayla zamanın elinden kurtarmaya çalışmış eskiyen yüzünü ya, o da yarım kalmış. Kapı, pencere, cam kadir- kıymet bilmezlikten nasibini almış. Kışın, ayaz yanığı ellerinde birer odunla gelen çocukların hatıraları bu kırık camlardan bu aralık pencerelerden uçu... Devamı